adjective

fried

kızarmış, tavada pişirilmiş

I love fried chicken.

Kızarmış tavuğa bayılırım.

He ordered fried rice.

Kızarmış pilav sipariş etti.

((sıfat)) + ((isim)) kızarmış I love fried chicken.

Benzerler: sautéed, pan-seared; Zıt Anlamlılar: boiled, steamed, raw

'to fry' (kızartmak) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır, Eski Fransızca 'frire' kelimesinden gelir.

Patates kızartması (French fries) düşünün. 'Fried', yağda pişirilmiş anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.