verb

frighten

korkutmak, ürkürtmek

Loud noises frighten the baby.

Yüksek sesler bebeği korkutur.

Don't frighten the birds away.

Kuşları korkutup kaçırma.

((birini/bir şeyi)) (birini/bir şeyi) korkutmak Loud noises frighten the baby.

Eş anlamlılar: scare, terrify, alarm; Zıt anlamlılar: reassure, comfort, soothe

Eski İngilizce'deki 'fyrhtan' (korkuya neden olmak) kelimesinden gelir. '-en' eki genellikle fiil yapar.

'fright' (korku) kelimesini ve onu 'etkinleştiren' '-en' ekini düşünün, yani birinde korkuya neden olmak.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.