adjective

frightened

korkmuş, ürkmüş

The frightened child hid under the bed.

Korkmuş çocuk yatağın altına saklandı.

I'm frightened of spiders.

Örümceklerden korkarım.

She was frightened to walk home alone.

Eve yalnız yürümekten korkuyordu.

frightened ((of sth./sb.)) (-den) korkmak I'm frightened of spiders.

frightened ((to do sth.)) (bir şey yapmaktan) korkmak She was frightened to go outside.

Eş anlamlılar: scared, afraid, terrified; Zıt anlamlılar: brave, courageous, calm

'frighten' fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı. Korku hissettirilme durumunu tanımlar.

Birinin bir şey tarafından 'frighten-ed' (korkutulmuş) olduğunu unutmayın. Nedeni değil, duyguyu tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.