noun

fruit

meyve, ürün, sonuç, semere

I like to eat fresh fruit.

Taze meyve yemeyi severim.

His hard work bore fruit.

Yoğun çalışması meyvesini verdi.

((uncountable)) bir bitkinin tatlı, yenilebilir kısmı Elma ve muz birer meyve türüdür. Apples and bananas are types of fruit.

((countable)) işin veya eylemin sonucu Emeğinin meyveleri sonunda görünür oldu. The fruits of his labor were finally visible.

Eş anlamlılar: ürün, hasat, sonuç, netice

Latince 'keyif, meyve' anlamına gelen 'fructus' kelimesinden gelir.

Rengarenk meyvelerle dolu bir ağaç hayal edin. Emeğinizin 'meyvesi', tadını çıkardığınız sonuçtur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.