verb

fuel

yakıt doldurmak, kışkırtmak, ateşlemek

We stopped to fuel the car.

Arabaya yakıt almak için durduk.

The rumors fueled public anger.

Söylentiler halkın öfkesini körükledi.

((bir şeye)) yakıt doldurmak Arabaya yakıt almak için durduk.

((bir şeyi)) körüklemek, alevlendirmek Söylentiler halkın öfkesini körükledi.

Eş anlamlılar: güç vermek, beslemek, kışkırtmak; Zıt anlamlılar: söndürmek, sakinleştirmek

'Yakıt' anlamına gelen 'fuel' isminden türemiştir, kökeni Latince 'ocak' veya 'şömine' anlamına gelen 'focus' kelimesidir.

Bir arabaya 'yakıt' (fuel) koymak veya bir tartışmayı 'körülemek' (fuel) gibi düşünün; her ikisi de bir şeyi devam ettirmek için enerji verir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.