verb

fulfill

yerine getirmek, gerçekleştirmek, karşılamak

She will fulfill her promise.

Sözünü yerine getirecek.

The job did not fulfill his expectations.

İş onun beklentilerini karşılamadı.

You must fulfill the requirements for the course.

Kurs için gereklilikleri yerine getirmelisiniz.

((bir şeyi)) (söz, görev vb.) yerine getirmek Sözünü yerine getirecek.

((bir şeyi)) (gereklilik, beklenti vb.) karşılamak İş onun beklentilerini karşılamadı.

Eş anlamlılar: achieve, accomplish, satisfy; Zıt anlamlılar: fail, neglect

Eski İngilizce'de 'doldurmak' anlamına gelen 'fullfyllan' kelimesinden gelir; 'full' (dolu) ve 'fill' (doldurmak) kelimelerinin birleşimidir.

Bir görevi veya sözü 'yerine getirmek' için bir kabı 'tamamen' (full) 'doldurduğunuzu' (fill) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.