noun

function

işlev, görev, fonksiyon, etkinlik

The function of the heart is to pump blood.

Kalbin işlevi kan pompalamaktır.

This software has many useful functions.

Bu yazılımın birçok kullanışlı işlevi var.

He attended a formal function last night.

Dün gece resmi bir etkinliğe katıldı.

the function of (sth.) (bir şeyin) işlevi The function of the liver is to clean the blood.

serve/have a function bir işlevi olmak/görmek This tool serves a very specific function.

Eş anlamlılar: purpose, role, job, event

Latince 'bir performans, icra' anlamına gelen 'functio' kelimesinden gelir.

Klavyedeki 'fonksiyon' tuşlarının özel bir 'işlevi' vardır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.