adjective

ancient

antik, eski, çok yaşlı

We visited the ancient ruins in Greece.

Yunanistan'daki antik kalıntıları ziyaret ettik.

This is an ancient tradition.

Bu eski bir gelenektir.

He told an ancient joke that wasn't funny.

Komik olmayan eski bir şaka yaptı.

((antik)) ((isim)) çok eski; çok uzun zaman öncesinden They discovered an ancient city.

old, archaic, historical; Zıt anlamlılar: modern, new

Eski Fransızca 'ancien' kelimesinden, Halk Latincesi '*anteanus*'tan, o da 'önce' anlamına gelen Latince 'ante'den gelir.

'Ancient' kelimesini 'antik' ile ilişkilendirin. Her ikisi de çok eski zamanlara atıfta bulunur ve kulağa benzer gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.