verb

hears

duymak, haber almak

She hears a strange noise outside.

Dışarıda garip bir ses duyuyor.

I hear you are moving to a new city.

Yeni bir şehre taşındığını duydum.

((sth.)) (bir şeyi) duymak He hears a noise.

((that ...)) (...dığını) duymak I hear that she is sick.

((about sth.)) (... hakkında) duymak Did you hear about the game?

((from sb.)) (...den) haber almak I haven't heard from him in weeks.

Eş anlamlılar: listen, perceive; Zıt anlamlılar: ignore

Eski İngilizce'de 'duymak, itaat etmek' anlamına gelen 'hieran' kelimesinden gelir.

Kulağınızla (EAR) duyarsınız (hEAR). 'hear' kelimesinin içinde 'ear' kelimesi vardır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.