adjective

heavy

ağır, yoğun, şiddetli

This box is very heavy.

Bu kutu çok ağır.

There was heavy traffic this morning.

Bu sabah yoğun trafik vardı.

He is a heavy sleeper.

Onun uykusu ağırdır.

She has a heavy heart.

İçi kan ağlıyor.

a heavy ((isim)) ağır bir (şey) She carried a heavy bag.

to be heavy ağır olmak The responsibility is heavy.

Synonyms: weighty, dense, substantial; Antonyms: light, easy

Eski İngilizce'de 'kaldırmak' anlamına gelen 'hebban' ile ilişkili olan 'hefig' kelimesinden gelir. Kaldırması zor olan şey.

Bir şeyi kaldırırken 'haydi hop!' dediğinizi hayal edin, çünkü o kadar 'heavy' (ağır).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.