adjective

hefty

iri yarı, ağır, yüklü

He gave the door a hefty push.

Kapıya güçlü bir şekilde yüklendi.

That's a hefty bag to carry.

Bu taşımak için ağır bir çanta.

She had to pay a hefty fine.

Yüklü bir para cezası ödemek zorunda kaldı.

a hefty ((isim)) yüklü/ağır bir (isim) Yüklü bir para cezası ödemek zorunda kaldı.

Eş anlamlılar: ağır, büyük, önemli; Zıt anlamlılar: hafif, küçük, cılız

'heft' (ağırlık) isminden gelir ve 'heave' (kaldırmak) fiiliyle ilgilidir.

'Heave' (zorla kaldırmak) gibi ses çıkarır. 'Hefty' (iri yarı) bir şeyi 'heave' etmek zorunda olduğunuzu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.