noun

hollowness

boşluk, oyukluk, anlamsızlık, samimiyetsizlik

He felt a hollowness in his heart.

Kalbinde bir boşluk hissetti.

The hollowness of the tree was a perfect nest.

Ağacın oyuğu mükemmel bir yuvaydı.

She heard the hollowness in his voice.

Sesindeki anlamsızlığı duydu.

((sth.))'nin boşluğu ((bir şeyin)) boşluğu The hollowness of his promise was clear.

Synonyms: emptiness, void, vacancy; Antonyms: fullness, solidity

'hollow' (içi boş) + durum belirten '-ness' eki. 'Hollow', Eski İngilizce'de 'holh' (oyuk yer, delik) kelimesinden gelir.

İçi boş bir kütük düşünün. 'hollowness' içindeki boş alandır. Bu fiziksel veya duygusal olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.