verb

howl

ulumak, feryat etmek, uğuldamak

The wolves howled at the moon.

Kurtlar aya karşı uludu.

The wind was howling outside.

Dışarıda rüzgar uğulduyordu.

He howled in pain after the injury.

Yaralandıktan sonra acıyla feryat etti.

((biri/bir şey)) howls uzun, yüksek bir ses çıkarmak. The dog howls when it's lonely.

to howl with ((bir şey)) bir duyguyla yüksek sesle bağırmak. The audience howled with laughter.

Eş anlamlılar: wail, cry, yell, shriek

Onomatopoeik kökenli, bir kurt veya köpeğin uzun, feryat eden çığlığını taklit eder.

'howl' kelimesindeki 'ow' sesi bir acı çığlığı gibi duyulur, bu da anlamını hatırlamanıza yardımcı olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.