adjective

impatient

sabırsız, aceleci

He is very impatient with slow drivers.

Yavaş sürücülere karşı çok sabırsızdır.

I am impatient to see the results.

Sonuçları görmek için sabırsızlanıyorum.

impatient ((with sb./sth.)) (-e karşı) sabırsız olmak He is impatient with the slow service.

impatient ((to do sth.)) (-mek için) sabırsızlanmak She was impatient to start her new job.

Eş anlamlılar: huzursuz, hevesli; Zıt anlamlılar: sabırlı, sakin

'im-' (olumsuzluk) ön eki + 'patient' (sabırlı). Kelimenin tam anlamıyla 'sabırlı olmayan'.

Ayağını yere vuran ve sürekli saatini kontrol eden birini hayal edin. İşte bu 'impatient' olmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.