adjective

impending

eli kulağında, yaklaşan, olmak üzere

They were unaware of the impending danger.

Yaklaşan tehlikeden habersizdiler.

The impending storm caused widespread panic.

Yaklaşan fırtına yaygın bir paniğe neden oldu.

yaklaşan ((isim)) impending ((noun)) Takım, yaklaşan maç için hazırlandı.

Eş anlamlılar: imminent, approaching, forthcoming; Zıt anlamlılar: distant, remote

Latince 'impendere' (üzerinde asılı durmak) kelimesinden, 'im-' (üzerinde) + 'pendere' (asmak). Üzerinizde asılı duran bir şey olmak üzeredir.

Başınızın üzerinde 'bekleyen' (pending) ve yağmur yağdırmak üzere olan kara bir bulut hayal edin. Bu 'yaklaşan' (impending) bir fırtınadır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.