noun

antecedent

öncül, ata, selef

The pronoun 'it' refers to its antecedent, 'the book'.

'O' zamiri, öncülü olan 'kitap' kelimesine atıfta bulunur.

The treaty was an antecedent to the war.

Antlaşma, savaşın bir öncülüydü.

We studied the antecedents of the revolution.

Devrimin öncüllerini inceledik.

((bir şeyin)) bir şeyin öncülü Bu kararın öncülleri karmaşıktır.

Eş anlamlılar: precursor, forerunner, predecessor; Zıt anlamlılar: successor, consequent

Latince 'ante-' (önce) + 'cedere' (gitmek) kelimelerinden gelir. 'Önden giden şey' anlamına gelir.

Pokerdaki gibi 'ante' (önce) kelimesini düşünün. Ana eylemden önce gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.