adjective

inclusive

kapsayıcı, dahil

We are creating an inclusive workplace.

Kapsayıcı bir iş yeri yaratıyoruz.

The price is inclusive of all fees.

Fiyat tüm ücretleri içermektedir.

kapsayıcı bir ((isim)) an inclusive (noun) We want an inclusive society.

((bir şeyi)) içeren inclusive of (sth.) The final cost is inclusive of tax.

Eş anlamlılar: comprehensive, all-embracing; Zıt anlamlılar: exclusive, limited

Latince 'inclusivus' kelimesinden gelir. 'in-' (içine) + 'claudere' (kapatmak) + '-ive' (sıfat eki).

'Inclusive', herkesi veya her şeyi 'içerdiği' anlamına gelir. Zıttı ise başkalarını 'dışlayan' 'exclusive'dir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.