adjective

incredulous

kuşkucu, inanmaz, şüpheci

He gave me an incredulous look.

Bana inanmaz bir bakış attı.

She was incredulous at the news.

Haberi duyunca şüpheye düştü.

an incredulous ((isim)) bir ismi niteler (ör: bakış, ifade) She had an incredulous expression.

to be incredulous at/about ((bir şey)) bir şeye karşı inançsızlık göstermek I was incredulous at his story.

Eş anlamlılar: disbelieving, skeptical, doubtful; Zıt anlamlılar: credulous, believing, trusting

Latince 'in-' (değil) + 'credulus' (inanan, güvenen) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'inanmayan' demektir.

'Incredulous' bir kişinin inanmama tepkisini tanımlar. 'Incredible' ise inanılması zor olan şeyi tanımlar. *Kuşkucu (incredulous)* bir kişi, *inanılmaz (incredible)* bir hikaye duyar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.