noun

incubator

inkübatör, kuvöz, kuluçka makinesi

The premature baby was placed in an incubator.

Prematüre bebek bir kuvöze yerleştirildi.

The startup joined a business incubator.

Girişim, bir iş inkübatörüne katıldı.

We use an incubator to hatch the chicken eggs.

Tavuk yumurtalarını çatlatmak için bir kuluçka makinesi kullanıyoruz.

((bir şey)) için bir inkübatör an incubator for ((sth.)) The hospital has a new incubator for babies.

Eş anlamlılar: hatchery, nursery, accelerator (iş bağlamı)

Latince 'incubare' (üzerinde yatmak) + '-or' (eylemi yapan ek). Bir şeyin gelişmesi için ortam sağlayan şey.

Bir 'inkübatör', ister bebek, ister yumurta, ister yeni bir iş olsun, bir şeylerin 'kuluçkaya yatmasına' (gelişmesine) yardımcı olan bir kap veya yerdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.