adjective

indirect

dolaylı, vasıtalı

He made an indirect reference to the problem.

Soruna dolaylı bir gönderme yaptı.

The indirect lighting made the room feel cozy.

Dolaylı aydınlatma odaya rahat bir hava kattı.

((indirect)) + isim dolaylı (isim) Şehre dolaylı bir yoldan gitti.

Eş anlamlılar: dolambaçlı, eğri; Zıt anlamlılar: direct, straightforward (doğrudan)

'in-' (olumsuzluk) ön eki + 'direct' (doğrudan). Kelimenin tam anlamıyla 'doğrudan olmayan' demektir.

Aktarmalı bir 'dolaylı uçuş' düşünün - hedefe giden düz bir yol değildir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.