adjective

indiscriminate

gelişigüzel, rasgele, ayrım gözetmeyen

The indiscriminate use of pesticides harms the environment.

Böcek ilaçlarının gelişigüzel kullanımı çevreye zarar verir.

The attack was an act of indiscriminate violence.

Saldırı, ayrım gözetmeyen bir şiddet eylemiydi.

((indiscriminate)) + isim gelişigüzel (isim) Şehrin gelişigüzel bombalanması çok sayıda can kaybına neden oldu.

Eş anlamlılar: random, unselective (rastgele); Zıt anlamlılar: selective, discriminating (seçici)

'in-' (olumsuzluk) ön eki + 'discriminate' (ayırt etmek). Kelimenin tam anlamıyla 'ayırt etmeyen' demektir.

Arkadaşlıklarında 'gelişigüzel' davranan birini hayal edin - dikkatli seçmeden herkesle arkadaş olurlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.