verb

inflict

vermek (zarar/acı), sebep olmak, çektirmek

The storm inflicted severe damage on the town.

Fırtına kasabaya ciddi hasar verdi.

Don't inflict your opinions on others.

Kendi görüşlerini başkalarına dayatma.

((birine/bir şeye)) ((bir şey)) ((zarar/acı)) vermek The hurricane inflicted massive damage on the city.

Eş anlamlılar: impose (dayatmak), cause (sebep olmak), wreak (yol açmak); Zıt anlamlılar: spare (esirgemek), relieve (rahatlatmak)

Latince 'infligere' (karşı vurmak) kelimesinden gelir, 'in-' (üzerine, karşı) + 'fligere' (vurmak).

Birine bir 'çatışma' (conflict) 'vermek' (inflict) gibi düşünün. Her zaman olumsuz bir şey için kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.