adjective

inherent

doğal, doğasında olan, özgü

There is an inherent risk in this investment.

Bu yatırımda doğal bir risk var.

Creativity is inherent in human nature.

Yaratıcılık insan doğasında vardır.

inherent ((in sth./sb.)) ...-de var olan A love of beauty is inherent in mankind.

Eş anlamlılar: intrinsic, innate, built-in; Zıt anlamlılar: extrinsic, acquired

Latince 'in-' (içinde) + 'haerere' (yapışmak) kelimelerinden gelir. 'İçinde yapışık' anlamına gelir.

Bir şeyin kalıcı olarak 'burada içinde' (in here) olduğunu düşünün. Bir şeyin ayrılmaz ve temel bir parçasıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.