adjective

insistent

ısrarcı, inatçı, direten

He was insistent on paying for dinner.

Akşam yemeği için ödeme yapmakta ısrar etti.

She heard an insistent knocking at the door.

Kapının ısrarla çalındığını duydu.

insistent ((on sth.)) (bir şeyde) ısrarcı olmak He was insistent on paying for dinner.

insistent ((that ...)) (...olduğunda) ısrar etmek She was insistent that she was right.

an insistent ((noun)) ısrarcı bir (isim) She heard an insistent knocking at the door.

Eş anlamlılar: persistent, determined; Zıt anlamlılar: yielding, flexible

Latince 'üzerinde durmak, sebat etmek' anlamına gelen 'insistere'den gelir. 'in-' (üzerinde) + 'sistere' (durmak).

Birinin kişisel alanınıza 'içeri' girip istediğini alana kadar hareket etmeden orada 'durduğunu' (sist) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.