adjective

integral

ayrılmaz, bütünleyici, entegre

Music is an integral part of the festival.

Müzik, festivalin ayrılmaz bir parçasıdır.

The car has an integral GPS system.

Arabanın entegre bir GPS sistemi var.

((sth.))'nın ayrılmaz bir parçası an integral part of (sth.) Trust is an integral part of any relationship.

((sth.)) için ayrılmaz integral to (sth.) Hard work is integral to success.

Eş anlamlılar: essential, fundamental, necessary; Zıt anlamlılar: secondary, nonessential

Latince 'bütün, dokunulmamış' anlamına gelen 'integer' kelimesinden, 'in-' (değil) + 'tangere' (dokunmak) köklerinden gelir.

'İntegral' bir şeyi, bir bütünü oluşturmak için gerekli olan bir parça olarak düşünün, tıpkı bir tam sayının (integer) bütün bir sayı olması gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.