noun

interest

ilgi, çıkar, faiz, hisse

She has a great interest in music.

Müziğe büyük bir ilgisi var.

The bank pays 2% interest on savings.

Banka tasarruflara %2 faiz ödüyor.

It is in your best interest to agree.

Kabul etmek sizin çıkarınızadır.

((in sth.)) (-e) ilgi Müziğe büyük bir ilgisi var.

((on sth.)) (-e) faiz Banka tasarruflara %2 faiz ödüyor.

Synonyms: merak, alaka, pay, kâr; Antonyms: can sıkıntısı, ilgisizlik

Latince 'arasında olmak, önemli olmak' anlamına gelen 'interesse' kelimesinden gelir; 'inter-' (arasında) ve 'esse' (olmak).

Bir şeyin 'içinde' olduğunuzu düşünün çünkü sizin için önemlidir. Hem bir duygu (ilgi) hem de para (faiz) anlamına gelebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.