verb

invent

icat etmek, uydurmak

Who invented the telephone?

Telefonu kim icat etti?

He invented an excuse for being late.

Geç kaldığı için bir bahane uydurdu.

((biri)) icat eder ((bir şeyi)) (bir şeyi) icat etmek Alexander Graham Bell telefonu icat etti.

Eş anlamlılar: create (yaratmak), devise (tasarlamak), fabricate (uydurmak); Zıt anlamlılar: copy (kopyalamak), imitate (taklit etmek)

Latince 'invenire' (bulmak, keşfetmek) kelimesinden gelir, 'in-' (içinde, üzerinde) + 'venire' (gelmek) köklerinden oluşur. Fikir, yeni bir şeye 'rastlamak'tır.

Bir 'mucidin' (inventor) kafasının üzerinde bir ampul belirdiğini hayal edin. Yeni fikirlerini dünyaya 'içeri' (in) 'havalandırırlar' (vent).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.