adjective

invented

uydurma, hayal ürünü

She told an invented story about her past.

Geçmişi hakkında uydurma bir hikaye anlattı.

The character is an invented figure.

Karakter, hayal ürünü bir figürdür.

((uydurma)) bir ((isim)) uydurma bir (şey) Arkadaşını korumak için uydurma bir hikayeydi.

Eş anlamlılar: fabricated (uydurma), fictitious (kurgusal), made-up (uydurma); Zıt anlamlılar: real (gerçek), true (doğru), factual (olgusal)

'İcat etmek' (invent) fiilinin geçmiş zaman ortacı, Latince 'invenire' (bulmak) kelimesinden gelir. Sıfat olarak zihinde 'bulunmuş' veya 'yaratılmış' anlamına gelir.

Bir hikaye 'uydurulmuşsa' (invented), gerçeklikten değil, birinin 'icatından' (invention, hayal gücü) gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.