noun

journey

yolculuk, seyahat

We went on a long journey.

Uzun bir yolculuğa çıktık.

Life is a journey, not a destination.

Hayat bir yolculuktur, varış noktası değil.

((bir yere)) yolculuk He began his journey to the north.

Eş anlamlılar: trip, voyage, expedition, tour

Eski Fransızca'da 'bir günlük seyahat' anlamına gelen 'jornee' kelimesinden, o da 'gün' anlamına gelen 'jour'dan türemiştir.

'Journey' (yolculuk) sırasında bir 'journal' (günlük) tuttuğunuzu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.