noun

joy

neşe, sevinç, keyif

Her eyes were full of joy.

Gözleri sevinçle doluydu.

It was a joy to watch them play.

Onları oynarken izlemek bir zevkti.

neşe dolu full of joy The children were full of joy.

bir zevk ((+ mastar)) It's a joy to see you again.

Eş anlamlılar: happiness, delight, elation; Zıt anlamlılar: sorrow, sadness

Eski Fransızca 'joie' kelimesinden, o da Latince 'gaudium' (neşe) kelimesinin çoğulu olan 'gaudia'dan gelir.

Bir 'oyuncak' (toy) genellikle 'neşe' (joy) getirir. Kelimeler kulağa benzer geliyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.