noun

justice

adalet, hakkaniyet, yargı, yargıç

Everyone deserves justice under the law.

Herkes kanun önünde adaleti hak eder.

The victims are demanding justice.

Mağdurlar adalet talep ediyor.

He is a justice on the Supreme Court.

O, Yüksek Mahkeme'de bir yargıçtır.

((noun)) adalet Sosyal adalet mücadelesi devam ediyor. The fight for social justice continues.

a ((noun)) of the peace sulh hakimi Bir sulh hakimi nikah kıyabilir. A justice of the peace can perform marriages.

Eş anlamlılar: fairness, equity, impartiality; Zıt anlamlılar: injustice, unfairness

Latince 'iustitia' (doğruluk, hakkaniyet) kelimesinden gelir, bu da 'iustus' (adil) kelimesinden türemiştir.

Adalet terazisini hayal edin, adaleti sağlamak için doğru ile yanlışı dengeler.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.