verb

justify

haklı çıkarmak, gerekçelendirmek, iki yana yaslamak (metin)

He tried to justify his actions.

Yaptıklarını haklı çıkarmaya çalıştı.

Can you justify your decision?

Kararını gerekçelendirebilir misin?

The text is justified on both sides.

Metin iki yana yaslanmıştır.

((sth.)) (bir şeyi) haklı çıkarmak. He tried to justify his actions.

Eş anlamlılar: defend, explain, support; Zıt anlamlılar: condemn, criticize

Latince 'justus' (adil, doğru) ve 'facere' (yapmak) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'doğru kılmak'.

Bir şeyin 'just' (adil) olduğunu kanıtlamayı düşünün. Bunu yapabilirseniz, onu 'justify' (haklı çıkarabilirsiniz) edebilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.