noun

keepsake

hatıra, yadigâr

He kept the photo as a keepsake.

Fotoğrafı hatıra olarak sakladı.

This old watch is a family keepsake.

Bu eski saat bir aile yadigârıdır.

bir ((hatıra)) bir anı veya hatıra He kept the photo as a keepsake.

Eş anlamlılar: memento (hatıra), souvenir (hediyelik eşya), token (işaret)

'keep' (saklamak) ve 'sake' (hatır) kelimelerinin birleşimi. Anı uğruna sakladığınız bir şey.

Kelimenin kendisi bir ipucu: bir anının *hatırı* (sake) için *saklarsınız* (keep).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.