noun

key

anahtar, tuş, çözüm, kilit

I can't find my house key.

Ev anahtarımı bulamıyorum.

Communication is the key to success.

İletişim, başarının anahtarıdır.

Press the enter key.

Enter tuşuna basın.

He is a key figure in the company.

Şirkette kilit bir figürdür.

((bir/o)) key ((for/to sth.)) bir kilit veya çözüm için bir araç I need the key for the back door.

((bir/o)) key ((on sth.)) bir cihaz üzerindeki bir düğme Press the 'F1' key on the keyboard.

key ((noun)) ana veya kilit He was a key player on the team.

Eş anlamlılar: (çözüm) cevap, sır; (önemli) kritik, esas

Eski İngilizce 'cǣg' kelimesinden gelir. Nihai kökeni bilinmemektedir.

Bir 'anahtar' (key) her şeyi açar: bir kapıyı, bir sorunu, bir müzik parçasını veya bir haritanın lejantını.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.