verb

kick

tekmelemek, vurmak, tepmek

He kicked the ball into the goal.

Topu kaleye tekmeledi.

The powerful rifle kicks hard.

Güçlü tüfek sert teper.

It's hard to kick a bad habit.

Kötü bir alışkanlığı bırakmak zordur.

((bir şeye)) tekme atmak Topa tekme attı.

((bir alışkanlığı)) bırakmak Sigara alışkanlığını bırakmak istiyor.

Eş anlamlılar: vurmak, tekmelemek, şut çekmek

Orta İngilizce'deki 'kiken' kelimesinden gelir, kökeni belirsizdir.

Bir futbol topuna vurma eylemini hayal edin. 'Kick' kelimesinin sesi, çarpma anı gibi keskindir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.