verb

knit

örmek, birleştirmek, çatmak

My grandmother taught me how to knit.

Büyükannem bana örgü örmeyi öğretti.

The community was knit together by a common goal.

Topluluk ortak bir amaçla birbirine kenetlenmişti.

He knit his brows in concentration.

Konsantre olurken kaşlarını çattı.

((bir şeyi)) örmek Kazak örmeyi sever.

((bir şeyi)) ((birlikte)) birleştirmek Bu deneyim takımı birbirine kenetledi.

((birinin)) kaşlarını çatmak Düşünürken kaşlarını çattı.

Eş anlamlılar: weave (dokumak), join (birleştirmek), unite (birleşmek)

Eski İngilizce'de 'düğüm atmak' anlamına gelen 'cnyttan' kelimesinden gelir. 'k' harfi okunmaz.

'knot' (düğüm) kelimesindeki gibi 'k' sessizdir. Örgü örmeyi birçok küçük düğüm atmak gibi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.