verb

knock

vurmak, tıklatmak, çarpmak, eleştirmek

Please knock before you enter.

Lütfen girmeden önce kapıyı çalın.

He knocked his head on the low ceiling.

Kafasını alçak tavana vurdu.

Don't knock it until you've tried it.

Denemeden eleştirme.

((sth. -e/-a)) bir yüzeye vurmak. Please knock on the door.

((sth.)) ((on/against sth.)) bir şeyi bir şeye çarpmak. He knocked his head on the ceiling.

((sth.)) bir şeyi eleştirmek. Don't knock it until you've tried it.

Eş anlamlılar: tap, rap, strike, hit (tıklatmak, vurmak)

Eski İngilizce'deki 'cnocian' kelimesinden gelir ve yansıma bir kökene sahiptir.

Bir kapıdaki 'tak-tak' sesini düşünün. Kelimenin kendisi bu sestir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.