adjective

knowing

anlamlı, bilgili, kurnaz

She gave me a knowing look.

Bana anlamlı bir bakış attı.

He made a knowing comment about the situation.

Durum hakkında bilgili bir yorum yaptı.

((knowing)) + isim (gizli bir şey bildiğinizi gösteren bir bakışı, gülümsemeyi veya yorumu tanımlamak için kullanılır) She gave me a knowing look.

Eş anlamlılar: shrewd, astute, perceptive; Zıt anlamlılar: ignorant, unaware

'to know' (bilmek) fiilinden + '-ing' ekinden türemiştir, bir sıfat veya zarf-fiil oluşturur.

Bir sırrı 'bilen' (knows) birinin özel bir bakış attığını hayal edin; bu 'anlamlı' (knowing) bir bakıştır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.