adjective

known

bilinen, tanınan, meşhur

He is a well-known actor.

O, tanınmış bir aktördür.

The known facts do not support his theory.

Bilinen gerçekler onun teorisini desteklemiyor.

She is known for her kindness.

Nezaketiyle tanınır.

((olarak)) (olarak) bilinmek He is known as a great leader.

((ile)) (ile) bilinmek The city is known for its beautiful parks.

((tarafından)) (tarafından) bilinmek The risks are known to everyone.

Synonyms: meşhur, tanınmış, aşina; Antonyms: bilinmeyen, belirsiz

'to know' fiilinin geçmiş zaman ortacı, Eski İngilizce 'cnawan' (algılamak, anlamak) kelimesinden gelir.

Herkesin 'bildiği' (knows) bir şey olarak düşünün. Eğer bir şey 'known' ise, sır değildir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.