adjective

lasting

kalıcı, uzun süreli, devamlı

The war had a lasting effect on the country.

Savaşın ülke üzerinde kalıcı bir etkisi oldu.

They hope for a lasting peace.

Kalıcı bir barış umuyorlar.

kalıcı bir ((isim)) Bu deneyim kalıcı bir izlenim bıraktı.

Eş anlamlılar: kalıcı, sürekli, dayanıklı. Zıt anlamlılar: geçici, anlık

'to last' (sürmek) fiili + sıfat oluşturan '-ing' ekinden.

'Lasting' olan bir şey, uzun süre 'dayanan' (lasts) bir şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.