verb

lead

öncülük etmek, yol göstermek, yol açmak

She leads the project team.

Proje ekibine o liderlik ediyor.

This path leads to the forest.

Bu yol ormana çıkar.

He leads a quiet life.

Sakin bir hayat sürüyor.

((sb./sth.)) (birine/bir şeye) liderlik etmek She leads the project team.

((to sth.)) (bir yere) çıkmak, gitmek This path leads to the forest.

((a ... life)) (... bir hayat) sürmek He leads a quiet life.

Eş anlamlılar: guide, direct; Zıt anlamlılar: follow

Eski İngilizce'de 'yol göstermek' anlamına gelen 'lædan' kelimesinden gelir.

'Lider' (leader), 'öncülük eden' (leads) kişidir. Metal olan 'kurşun' (lead) kelimesinin /lɛd/ olarak farklı telaffuz edildiğini unutmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.