verb

leads

liderlik etmek, yol göstermek, neden olmak

She leads the team.

Takıma o liderlik ediyor.

This road leads to the city.

Bu yol şehre çıkar.

Hard work leads to success.

Sıkı çalışma başarıya götürür.

((birine/bir şeye)) liderlik etmek O, takıma liderlik ediyor.

((bir yere)) çıkmak, gitmek Bu yol şehre çıkar.

((birini)) ((bir şey yapmaya)) yöneltmek İnsanları bir yalana inanmaya yöneltir.

Eş anlamlılar: guide, direct, command; Zıt anlamlılar: follow

Eski İngilizce'de 'biriyle gitmeye neden olmak, rehberlik etmek' anlamına gelen 'lædan' kelimesinden gelir.

'Lider' (leader), başkalarına 'liderlik eden' (leads) kişidir. Düzensiz geçmiş zaman halini unutmayın: led.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.