verb

lean

yaslanmak, eğilmek, dayanmak

Don't lean against the wall.

Duvara yaslanma.

He leaned forward to hear better.

Daha iyi duymak için öne eğildi.

She leans on her friends for support.

Destek için arkadaşlarına güvenir.

((bir şeye)) yaslanmak Don't lean against the wall.

((öne/arkaya)) eğilmek He leaned forward to hear better.

((birine)) dayanmak/güvenmek She leans on her friends for support.

Eş anlamlılar: incline, slant, rest, depend

Eski İngilizce'de 'yaslanmak, dinlenmek' anlamına gelen 'hlinian' kelimesinden gelir.

Pisa Kulesi'ni hayal edin. Düz değil, 'eğiliyor' (leans).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.