noun

legacy

miras, veraset

She received a small legacy from her aunt.

Teyzesinden küçük bir miras aldı.

The Roman legacy can be seen in our laws.

Roma mirası kanunlarımızda görülebilir.

The war has left a legacy of hatred.

Savaş, geride bir nefret mirası bıraktı.

((bir miras)) ((bir şeyin)) geçmiş bir olayın sonucu veya etkisi - The policy left a legacy of problems.

Synonyms: inheritance, bequest, heritage

Latince 'legare' (miras bırakmak, elçi olarak göndermek) kelimesinden gelir.

Bir 'efsanenin' (legend) geride ne bıraktığını düşünün - mirasını (legacy).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.