verb

lets

izin vermek, bırakmak

My mom lets me stay up late.

Annem geç saate kadar oturmama izin veriyor.

The app lets you track your spending.

Uygulama harcamalarınızı takip etmenizi sağlar.

Let's go to the park.

Haydi parka gidelim.

let ((birinin/bir şeyin)) ((bir şey yapmasına)) izin vermek (birinin/bir şeyin) (bir şey yapmasına) izin vermek She lets her kids play outside.

Let's ((bir şey yapalım)) bir öneride bulunmak için kullanılır Let's eat pizza tonight.

Eş anlamlılar: allow, permit; Zıt anlamlılar: forbid, prevent

Eski İngilizce'de 'geçmesine izin vermek, geride bırakmak' anlamına gelen 'lætan' kelimesinden gelir.

Açık tuttuğunuz bir kapıdan birinin geçmesine 'izin verdiğinizi' düşünün. Geçmelerine müsaade ediyorsunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.