noun

limousine

limuzin

They arrived at the party in a limousine.

Partiye bir limuzinle geldiler.

a/the limousine bir/limuzin Otelin dışında bir limuzin bekliyordu.

Eş anlamlılar: stretch limo, luxury car

Fransa'nın Limousin bölgesinden gelmektedir. Orijinal araç, oradaki çobanların giydiği pelerine benziyordu.

'Çok' kişi için 'uzun' bir araba hayal edin. 'Limo' yaygın bir kısa biçimdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.