adjective

linear

doğrusal, çizgisel, sıralı

The graph shows a linear relationship.

Grafik doğrusal bir ilişki gösteriyor.

The story follows a linear narrative.

Hikaye doğrusal bir anlatıyı takip ediyor.

The park has a linear design.

Parkın doğrusal bir tasarımı var.

linear ((noun)) doğrusal (isim) The project had a linear development.

(sth.) is linear (sth.) doğrusaldır Progress is not always linear.

Eş anlamlılar: düz, doğrudan, sıralı; Zıt anlamlılar: doğrusal olmayan, döngüsel

Latince 'linea' ('çizgi') kelimesinden gelen 'linearis'ten türemiştir. 'Bir çizgiyle ilgili' anlamına gelir.

'linear' kelimesi 'line' (çizgi) kelimesini içerir. Doğrusal olan her şey düz bir çizgi ile temsil edilebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.