verb

live

yaşamak, ikamet etmek

I live in a small town.

Küçük bir kasabada yaşıyorum.

He wants to live a long life.

Uzun bir hayat yaşamak istiyor.

((in a place)) belirli bir yerde ikamet etmek I live in a small town.

((a type of life)) hayatı belirli bir şekilde deneyimlemek He wants to live a long life.

Eş anlamlılar: ikamet etmek, var olmak, oturmak; Zıt anlamlılar: ölmek, yok olmak

Eski İngilizce'de 'yaşamak, hayatta olmak' anlamına gelen *lifian* kelimesinden gelir.

'Live' (yaşamak), 'life' (hayat) sahibi olmaktır. İki kelime yakından ilişkilidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.