adjective

long-standing

uzun süredir devam eden, köklü, eskiden beri var olan

They have a long-standing agreement.

Uzun süredir devam eden bir anlaşmaları var.

It's a long-standing tradition in our family.

Bu, ailemizde köklü bir gelenektir.

((long-standing)) + isim uzun süredir var olan bir şeyi tanımlar. It's a long-standing tradition.

Eş anlamlılar: köklü, yerleşik; Zıt anlamlılar: yeni, son zamanlardaki

'long' (uzun) ve 'standing' (ayakta duran, var olan) kelimelerinin birleşimi. Kelimenin tam anlamıyla 'uzun süredir var olan' demektir.

Uzun (long) zamandır ayakta duran (standing) bir anlaşmazlık veya gelenek hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.