adjective

longtime

uzun süreli, eski

He is a longtime friend of the family.

O, ailenin uzun süreli bir dostudur.

She is a longtime resident of this city.

O, bu şehrin uzun süreli bir sakinidir.

((longtime)) + isim uzun süreli... Takımın uzun süreli bir destekçisidir.

Eş anlamlılar: uzun süreli, eski; Zıt anlamlılar: geçici, kısa vadeli

"long" (uzun) ve "time" (zaman) kelimelerinin birleşimi, kelimenin tam anlamıyla "uzun bir süredir".

"Uzun zamandır" devam eden bir şeyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.